|
 |
| YAZAR : Alizarin |
27.03.2008
En Cesaretlimiz Kelebeklerdi
Bırakıp gitmek her şeyi.
"Çekip gitmek" hani "ceketini alıp"...
Yeniden doğmak ya da.
Bardağın yarısı hesabı.
Alışkanlıklarınızdan vazgeçmek.
Aynı yerde, aynı saatte olmamak artık.
Hep aynı kaldırımlarda, aynı ayak izlerini üst üste getirmeye çalışmamak.
Aynı radyodan aynı şarkıları dinlememek. Aynı arabaya binmemek bir daha.
Aynı sesle uyanmamak, aynı kişiyle uyumamak artık.
Evinin yolu, iş arkadaşların, kalemin, masan, klavyen, kitaplığın, aynan, tıraş köpüğünün durduğu yer, elbise askın, televizyon kumandan, park yerin, anahtarlığın, kahve fincanın....
Sen yani,
Sen....
Değişecek kadar cesur olmak.
Yeniden doğmak için ölebilmek, uyanabilmek için uyumak gibi.
Başka bir yaşam var mı?
Öbür bir dünya?
Bunun dışında,
Burada ,
Şimdi ....
Değişememek ne kötü değil mi? Bir kelebek olacakken, tırtıl kalmak... Uçabilecekken, sürüngen olmak.
İmrenilen bir hayatı bırakıp gidebilmek,
hayran olunan bir kimliği terk edebilmek,
patronun oğlu olmaktan vazgeçip çulsuz şair olmayı seçebilmek,
aşık olmak otuzunda, kırkında,
büyük şehirden sıyrılıp sahil köyüne göç etmek,
ne bileyim işte; yeniden doğabilmek.
Ama önce ölebilmek.
Vazgeçebilmek, şimdikilerden.
Kanepeye ayaklarını uzatıp, kitabın elinde, sevdiğin bir müziği dinliyorken, kahvende sıcakken sehpada daha, huzurluyken ama, birden bire ayağa kalkıp,
Heyyamola,
Issız denizlere tek kişilik bir yelkenliyle açılabilmek.
Bunun gibi bir şey.
Durup dururken.
Hiçbir şey yokken yani.
Bir deli gibi...
Ya da bir kelebek gibi.
Kelebek olmak için tırtıl olabilmek gerekir, o başka bir konu. Ancak altını çizdiğim şu ki; tırtıl iken ölebilmektir kelebek olmanın sırrı.
Sürünmekten vazgeçip uçabilmek
Alizarin'den sevgilerle...
|
|
 |
|
 |
|