FARKLI NOTADAN AĞLAMAK
Ülke ekonomisinin geldiği noktanın ne derece vahim olduğu, tartışmasız bir gerçek! Küçüldükçe küçülen esnaf,işçi,memur,köylü ve işveren ayakta kalabilmek için kendince çözümler üretmeye başlamış durumda.
İnsanlar yıllarca çalışıp, edindikleri evlerini, arabalarını satmış, elde avuçta ne varsa, ödenemeyen kredi borçlarına dağıtmış,malı mülkü tükenen tefecilere kadar düşmüş...
Her kesim başka bir notadan ağlıyor. Kimi, kendisini düşük ücretle çalıştırmak isteyen işverenine kızgın,kimi maliyeti yükselten ekonomiye.
Ulusal basından yada televizyondan takip etmenin dışında tüm bu fukaralığı yaşadığım kentte bütün gerçekliğiyle görmem mümkün. Şehir merkezinde bulunan işyerimden dolayı, şehrin nabzını sürekli olarak gözlemleme şansına sahibim.
Her gün yeni bir aksiyona sahne bizim buralar… Ya biri çıldırıp intihar ediyor, ya biri birini öldürüyor. Gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan haberler, küçük kentlerde manşetten veriliyor. Her gün televizyonlarda görmeye alışkın olduğumuz bu tarz haberler, burada yaşandığı zaman; küçük kent/bir avuç insan ve tanıdık sima kontenjanı yüzünden daha çok konuşuluyor unutulması daha uzun sürüyor.
Mesela geçtiğimiz günlerde ilimizin tanınmış işadamlarından birinin kurşunlanması, fısıltı gazetesi tarafından tefecilere dayandırılıyor.
Yine tanınmış başka bir tanıdık esnaf sima, kadın pazarladığı gerekçesiyle karısı tarafından polislere bastırılıyor.
İnsanlarda ne maneviyat kaldı ne de korku!
Bu kentin sembolü, alışverişin kalbi sayılan Fethiye Caddesi bile tarihinde ilk defa boş mağazalara, kiracı bulamıyor.
Bugün yakın bir kız arkadaşımın cep telefonuna gelen bir mesaj bile bu kentin günden güne göçen ekonomik tablosunu bir kez daha gözüme sokmaya yetiyor…
Kent Alışveriş Merkezi isimli büyük bir mağaza,arkadaşıma
"Sayın Nur…
Arkadaşlarınızı,komşularınızı mağazamıza getirin,onlar alışveriş yapsın siz de Samsung marka cep telefonuna bedelsiz sahip olun." yazılı bir mesaj atıyor.
Aldığı mesaj karşısında şoka giren arkadaşım,şaşkınlığını paylaşınca, ben de hadiseye şaşırıyorum haliyle
Ne yani?? Toplayacağız konuyu komşuyu,bu mağazaya alışverişe getireceğiz ve karşılığında cep telefonu alacağız öyle mi? Simsarlık yapacağız yani!!
Tıpkı televizyon programlarına konuk götüren şirketler gibi!!
Kafa başı para alan bu şirketler de, kanal kanal gezdirir program konuklarını
[Şehir - şehir / köy - köy/ öbek - öbek vahim durumdayız işte!]
Biraz daha kazanabilmek için yapılan promosyon çalışmalarında bile neredeyse çığır aştık millet olarak!
Ne bu çözümlere kızabiliyoruz, ne de bu çözüme ortaklık edene…
Öyle teklifler duyuyoruz ki, utancımızdan ne yana başımızı çevireceğimizi şaşırıyoruz, sanıyoruz ki; herkes bundan utanır ve kafasını çevirir ama her zamanki gibi yanılıyoruz işte!!
Yakında bu garip mesajı yollayan alışveriş merkezinin önünde oluşacak kafileleri görür gibiyim…
Komşunu kandırıp o alışveriş merkezine sokan olmaz mı sanıyorsunuz?
Brecht'in de dediği gibi.
Önce ekmek geliyor sonra ahlak.
Hepimiz "Bir ekmek" hikayesindeyiz.
Fonda da farklı notalarla çalınan aynı müzik!!
elif tan